Çok Gezen mi Çok Okuyan mı bilir?

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Bu sorunun cevabını bulabilmek için ilkokulda münazara yapardık. Bazen de bununla ilgili kompozisyon yazmamız istenirdi.

Yıllardır bu konuda çok şey yazılıp çizildi ama sorunun yanıtı hâlâ tam olarak belli değil. Çünkü çok okuyanın mı çok gezenin mi daha fazla bilgi sahibi olacağı, kişinin neler okuduğu ve nereleri gezdiği ile bağlantılı. Ayrıca okuduklarını özümsemek için neler yapıyor? Altını çizip geçmekle mi yetiniyor yoksa not tutuyor mu? Bildiklerini hayatına uygulamaya çalışıyor mu?

Gezerken ne kadar iyi gözlem yapabiliyor? –Deyim yerindeyse- dostlar alışverişte görsün diye mi geziyor yoksa amacı gezdiği her yerden gönül heybesine bir şeyler almak mı?

İşte; ‘çok gezen mi daha iyi bilir çok okuyan mı?’ tartışmasına bu soruların cevapları yön veriyor. Sadece gezmek veya okumak insanı allâme-i cihan hâline getirmiyor.

Mühim olan gezerken gördüklerinnden ve yaşadıklarından, okurken öğrendiklerinden ders çıkarabilmek. Bunları ezberlemek değil, hayatına tatbik etmek.

Çok gezenin çok okuyandan daha fazla bilmesi de, bunun tam tersi de mümkün. Dolayısıyla ceffel-kalem ‘çok okuyan bilir’ veya ‘çok gezen bilir’ diye bir şey söyleyemeyiz.

Tabii şimdi her şeyi bir çırpıda anlattık, bütün sırrı bozduk, yazı da bitti buraya kadar diye düşünmeyin! Bu, derin bir mevzu. Söyleyecek daha çok şeyimiz var… Buyrun, devam edin!

Çok Okuyan mı Bilir Çok Gezen mi? 4. Sınıf

Bilgi sahibi olmanın birçok yöntemi mevcut. Kimileri deneme-yanılma yoluyla, tecrübe ederek öğreniyor. Kimileri okuya okuya bilgi dağarcığını genişletiyor. Bazıları ise gezerek öğrenmeyi seçiyor.

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Sorusunu daha doğru bir şekilde cevaplayabilmek için, her iki görüşü savunmaya çalışacağız. Ondan sonra karar sizin…

Bu da Soru mu Şimdi? Tabii ki Çok Gezen Bilir!

Bir yeri okumak ile bizzat orada bulunmak asla aynı şey olamaz. Orayı deneyimlemenin, insanlarıyla tanışmanın, kültürünü yaşamanın yerini hiçbir şey tutamaz.

Kamp ile ilgili yüzlerce yazı okumak, bir gece kamp yapmanın tadını verebilir mi? Hem gereksiz ve yanlış bilgilerin sayısı doğru bilgilerden fazla. Bunları birbirinden ayırmak zor. İnternet zaten başlı bbaşına bilgi çöplüğü. Birinin ak dediğine öteki gelip kara diyor.

Dolayısıyla bilgiye ulaşmanın en kestirme ve en kesin yolu gezmekten geçiyor. Okumak bize teorik bilgiler kazandırıyor. Gezmek ise yaşanmışlıklar ve pratik bilgiler…

Hem uzmanlar görsel hafızanın daha güçlü olduğunu bildiriyor. İnsanlar okuduğu şeylerin pek çoğunu aklında tutamıyor fakat gördüklerini hafızasına kaydetmesi, onları tekrar hatırlaması hiç zor olmuyor.

Yabancı dil öğrenimini düşünelim. Bir dili en iyi şekilde öğrenmek, o dilin konuşulduğu ülkede yaşamakla mümkün. O dili anavatanında öğrenen kişiyle okulda öğrenen kişi arasında büyük fark var. Bu fark, kendini şîve, lehçe ve akıcılık üzerinde net olarak gösteriyor.

Seyahat etmek insanların ufkunu açıyor. Hayata farklı perspektiflerden bakmasını sağlıyor. Keşfetmeden objektif olmak imkânsız.

Olur mu Öyle Şey Canım? Çok Okuyan Bilir!

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Tartışmasının galibi, ‘çok okuyan’ diyenler. Neden mi?

Çünkü; yaşayarak edinebileceğimiz bilgiler oldukça sınırlı. Her an her yerde bulunmamız mümkün değil. Ülkemizde, dünyada neler olup bittiğini elbette sadece okuyarak öğrenebiliriz.

Tarihi olayları öğrenmenin tek yolu da okumak. Hangimiz o dönemlere gidebilir ve o olayları bizzat yaşama imkânı bulabilir ki?

Öte yandan bir konuda uzmanlaşmak için okumak gerekiyor. Siz hiç, ‘gezerek doktor olan’ veya ‘dünyayı dolaşarak avukat olan’ birini duydunuz mu?

Bilgi sahibi olmanın en hızlı, etkili, garanti yolu okumak. Kitaplar, dergiler, akademik kaynaklar, ansiklopediler ve internet;  aradığımız her bilgiyi bulabilmemiz için fazlasıyla yetiyor.

Gezerek öğrenebileceğimiz bütün bilgiler de zaten buralarda var. Bir insan hayatı boyunca hiç şehir dışına bile çıkmasa bir şey kaybetmez. Ancak okumasa, çok şey kaybeder. Okumamak insanı ilimden, fenden, bilimden, teknik ve teknolojiden yoksun bırakır. Fehimsiz, irfansız bir insan olmaya yol açar. Cehâletin en büyük sebebi okumamaktır.

İkisi de Hatalı! Çok Yaşayan Bilir!

Ne okumak ne de gezmek insanı ‘tam’ bilgi sahibi etmez. İnsan gezerek veya okuyarak öğrense bile, onları hayatına uygulamadıkça bilgilerinin faydasını göremez. Yaşanmayan bilgilerin bir süre sonra unutulması kaçınılmazdır.

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı? Artık cevabı size kalmış… Bol bol okumanız, hayalinizdeki her yeri gezmeniz, en önemlisi güzel yaşamanız dileğiyle.

Yorum yapın